Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink)  
Alt 05.02.08, 21:52
karabey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
karabey
Kovuldu!
 
Kaydolma: 28.08.07
- 34
Mesajlar: 1.177
Teşekkürler: 0
Üyeye 82 kez teşekkür edildi
Yeni Atatürk Ve Ona özlem Mektubu

1881–1938

57 yıllık kısa bir yaşam.

Yaşamının her yılı binlerce yıllık tarih.

Binlerce yıllık tarihin içinden süzülüp gelen nice uygarlıklar, nice krallıklar, nice sultanlıklar, nice padişahlıklar.

Ne onun yaptıklarının bir dirhemini yapabilmiş nede onun kadar yaşadığı toprakları sevebilmiş.

O insanlarını kulluktan yurttaşlığa, ümmetten millet olma bilincine taşımış.

Yurdunu işgal eden ABD’li ve Avrupalı emperyalist orduları önce Çanakkale’de, sonrada Anadolu topraklarının dört yanında paçavraya çevirip ulusuna onurlu, başı dik ve tam bağımsız yaşamayı öğretmiş.

Akıl ve bilimi rehber edinip sonsuz medeniyet dediği çağdaşlığı getirip toplumunun önüne koymuş.

Devlet adamlığı döneminde hiçbir barbar ulusun kapısını çalmamış, emperyalistlerin elini sıkmamış, insan kanıyla beslenenleri adam yerine dahi koymamış.

Çanakkale’de Kurtuluş Savaşında birlikte savaştığı insanlara inanmış, onlara güvenmiş.

Onlarla birlikte tarihe yeni bir sayfa açıp, dünyanın bütün mazlum uluslarına örnek tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetini birlikte kurmuş. Dünyanın şaşkınlıkla izlediği devrimlerini gerçekleştirmiş. Yoktan var ettiği Anadolu topraklarını gönül dostlarının ve vatanı kutsalından ayırmayan insanların çocuklarına emanet edip gitmiş. Ardında dünyada eşi benzeri görülmeyen bir destan bırakmış.

Aşkın, sevdanın, muhabbetin, sevginin, umudun adı Sevgili Mustafa Kemal Atatürk mazlum ulusların ve Türkiye Cumhuriyetinin insanları size olan gönül borçlarını ödemek için bugünlerde yine yollara döküldüler. Huzurunda uygarlıklara açtığın ışığını yeniden istiyorlar. Seni sevenlerin bugünlerde senin ışığına ne de çok gereksinimleri var.

Emanet ettiğin topraklar üzerinde yaşayan sana bağlı, senin sevdanla yanıp tutuşan insanlar çok darda. Kurduğun cumhuriyet tehlikede, hilafet yanlısı işbirlikçi karanlık zihniyetler cumhuriyetini tanınmaz hale getirdiler.

Sevgili Mustafa Kemal Atatürk’üm eli kanlı zalimlerin oyuncağı olanlar senin ölümünü bekliyorlarmış. Ölümünden hemen sonra senin kapattığın kapıları zalimlere sonuna kadar açtılar. Hesapsız kitapsız buyur ettiler, ülkenin başköşesine oturttular. İhanetlerinin bedelleri olarak ta bu ülkenin saygınlık konumu üzerine oturdular.

Sivas Kongresinde kendine aydın diyen bir grup işbirlikçi kurtuluşun güçlü devletlerden birine sırtını dayamakla olanaklı olduğunu söyleyerek mandacılığı getirip, önümüze koymuşlardı. Senin gözlerindeki ışığa güvenle karşı duran Harbiyelilerin haykırışları mandacılığı mezara gömmüş, tam bağımsızlık ruhunu sizinle birlikte ateşlemişlerdi. İşbirlikçiler bu ışığı söndürmek için 1938’i beklediler. 1938’den sonra din, iman, vatan, millet adına neler-neler yapmadılar ki.

Sevgili Mustafa Kemal Atatürk’üm 1938 yılından bu güne emperyalizmle işbirliği yapanlar epeyce yol aldılar. 1947 yılından sonra sizin yücelttiğiniz laiklikle güvence altına aldığınız kutsal dinimizin içini boşaltıp, işbirlikçi siyasetlerine alet ettiler. Dini siyasallaştırarak dinle alakası olmayan simgeleri İslam’ın beş şartıymışçasına toplumun önüne getirip dayattılar. Ülkenin emperyalistler tarafından işgal edildiğini ülke üzerine kara çarşaflar örterek gizlediler. Sizden kalan ne varsa hepsini ucuz pahalı demeden sattılar. Toplumun gözünün içine baka-baka “babalar gibi satarız” diye de böbürlenip durdular.

Sevgili Atatürk’üm daha kötüsü sizin kurduğunuz o yüce meclisten yabancıların topraklarımız üzerinde mülk edinmesi için yasalar çıkarıp, ülkemizin en güzel topraklarını kilometrelerce metre karelere bölerek sattılar. Yine o yüce meclisinizden yasalar çıkararak ülkemizin petrollerini, madenlerini, sularını, ormanlarını, altınlarını yeraltı, yer üstü bütün zenginlik kaynaklarımızı küresel sermayenin emirlerine sundular. Vakıflar Yasası dedikleri tam teslimiyet belgesi ile Fener Rum Patriğini Ortodoks ekümenliğe kavuşturup İstanbul’un Bizans denilen sur içini ekümenlik merkezi yaparak İstanbul’u, sözde dünya kültürlerinin başkenti yapmak istiyorlar. Dinler arası diyalog, medeniyetler arası diyalog diye-diye emperyalist kültürü dünya kültürleri gibi sunmaya çalışıyorlar. Kendilerine Türk demeyi yakıştıramıyorlar. “Ne mutlu Türküm diyene” sözünden nefret edip, Türkiyeli sözcüğünü kimlikleri kabul ediyorlar. Binlerce yıllık uygarlıklarımızdan bizlere kalan ne varsa hepsini İslam’a ihanet içinde olan Vahabi Emevi ırkçılığının gölgesinde yok sayıyorlar. Derviş Vahdeti, Derviş Mehmet, Said-i Kürdi’nin karanlıklarından güç alıyorlar.

Emperyalizm kendi kirli emelleri için ülkemizdeki iş birlikçilerine gündemi değiştirme görevi verdiler. Borçlandırdıkları ülkemizin topraklarını, fabrikalarını, Cumhuriyetin bütün kazanımlarını teker-teker satın alırken, halk uyanmasın diye türbanı ülkenin tek sorunu gibi gündemin birinci sırasına oturttular.

Sevgili Mustafa Kemal Atatürk’üm senin paçavraya çevirdiğin emperyalist ordular mazlum uluslara kan kusturmaya ant içmişler. Kudurmuşluklarının ilk raundunu Asya toprakları üzerinde gerçekleştirdiler. Afganistan’ı, Pakistan’ı, Irak’ı kan gölüne çevirdiler.

En büyük özlemleri Asya toprakları üzerindeki 22 ülkenin sınırlarını değiştirmek. Buna da kararlı görünüyorlar. Ortadoğu’nun bereketli toprakları üzerinde yaşamını sürdüren Irak’ı işgal edip şimdiden bir milyonu aşkın insanı öldürdüler. Irak’ı Kürt, Sünni, Şii diye üçe bölüp bizim başımıza da PKK’yı bela ettiler.

Genişletilmiş Ortadoğu Projeleri doğrultusunda Büyük Ortadoğu Projesini eyleme geçirirken eş başkanlığına da Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başbakanı Recep Tayip Erdoğan’ı getirdiler. 22 ülkeden biri olan Türkiye’yi de bölebilmek için her türlü kirli oyunu oynuyorlar. Ülkeyi yönettiğini iddia eden yöneticilerini ayda bir ABD’ye çağırarak gerekli talimatlarını veriyorlar. Bu yöneticiler aldıkları icazetle de BOP’ni uygulanabilir hale getirebilmenin oyunlarını oynuyorlar.

Bütün bu kirli oyunların halk tarafından bilinmesini istemeyenler kutsal dinimizin aydınlık yüzünü bağnazlık ve yobazlık çamuruyla sıvayarak ülkede zifiri bir karanlık yarattılar. Türbana özgürlük diye-diye halkımızı ikiye bölüp karşı karşıya getirdiler. Kadınlarımızı, kızlarımızı, erkeklerin saltanatları sürsün diye, emperyalizmin gönlü olsun diye köle tacirlerinin önüne sundular.

Sevgili Mustafa Kemal Atatürk’üm sen bunları çok iyi tanıyorsun. Senin aydınlığından korkarak karanlıklara kaçanlar, yokluğunu fırsat bilip karanlıklarından güçlenmiş olarak çıktılar. Sana bağlı devrimlerinin savunucusu insanların üstüne-üstüne geliyorlar.

Sevgili Mustafa Kemal Atatürk’üm senin varlığınla var olacağız Çünkü sensiz olmuyor.

Sana bugünleri yaşattığımız için bizi bağışla.

Devrimlerini korumayı beceremedik.

Yobaz sürüsünün seni incitmelerini engelleyemedik.

Ne seni anlatabildik nede binlerce yıllık uygarlıklardan süzülüp gelen Cumhuriyetinin anlamını anlatabildik.

Ekmeğini yiyip, suyunu içip, saltanatlar içinde yaşayanların ihanetlerini önleyemedik.

Bizi bağışla, dünyalar güzeli Mustafa Kemal Atatürk’üm.
Alıntı ile Cevapla
Sponsor